TİCARİ ÜRÜNLER,SATIŞ SİTESİ
  Tütün Hakında Tütün Tarimı
 

Sözleşmeli Tütün Tarımı

Sözleşmeli üretim modeli: Sözleşmeli tarım, sözleş­meli çiftçilik, sözleşmeli yetiştiricilik gibi değişik şekiller­de isimlendirilmekte ve tarımsal üretim yapan çiftçiler ile bunların ürünlerini satın alacak özel veya tüzel kişiler arasında sözleşmeye dayanarak yapılan üretim şeklini ifade etmektedir. Tarım sektöründe son yıllarda hızlı bir gelişme gösteren bu model hem bir üretim modeli olma­sı hem de bir pazarlama modeli olması yönüyle kırsal kalkınmada etkili olmaya başlamıştır.
Sözleşmeli tarım, firmalar ile üreticiler arasında üretimden önce yapılan, çiftçinin belirli bir ekiliş alanı ve üretimi gerçekleştirme sorumluluğu yüklenmesine karşın, firmaların da elde edilecek ürünü belirli şartlarda almayı garanti ettiği anlaşmaya dayalı üretim ve pazarla­ma modelidir. Modelin; pazarlamadaki risk ve belirsiz­liklerin azaltılması, küçük çiftçiler için dengeli ve sürek­li gelir kaynağı temin etme, ürünün standartlara uygun ve kaliteli olarak yetiştirilmesi, sanayiye yeter miktarda ve kalitede hammadde temini, teknoloji transferi, üreticilerle etkili bir üretim kurma ve yakın diyalog içinde ol­ma gibi birçok yararı  bulunmaktadır.
Üretimi talebe göre plânlamak, ürün kalitesini iyileş­tirmek, kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara ge­çerli norm ve standartlara uygun ürün sevk etmek veürünlerin ulusal ve uluslararası ölçekte pazarlama gücü­nü artırıcı tedbirler almak üzere tarım üreticilerinin, ürün veya ürün grubu bazında bir araya gelerek, tüzel kişiliği haiz tarımsal üretici birlikleri kurmalarını sağla­mak amacıyla (5200 sayılı Kanun, m.l) çıkarılan Tarım­sal Üretici Birlikleri Kanunu "Tarım üreticilerinin, ürün veya ürün grubu bazında ve gönüllülük esasına dayalı olarak kurdukları, tüzel kişiliği haiz tarımsal üretici bir­likleri" (5200 sayılı Kanun, m.2/c) olarak birliği tanım­lamış ve görevleri arasında "sözleşmeli üretim kapsa­mında, üyeleri adına örnek tip sözleşmeler düzenlemek ve bununla ilgili faaliyetleri koordine etmeyi" (5200 sa­yılı Kanun, m.5/c) saymıştır.
Ülkemizde sözleşmeli tarım*: Ülkemiz köylüsü, sözleşmeli çiftçiliğe benzer bir sis­temle 19. yüzyılda tanışmıştır. 1860'lı yılların sonların­da ihracata yönelik tarımsal üretimin yoğunlaştığı Batı Anadolu'da İngiliz tüccarlar ile köylüler arasında sözleş­meli üreticilik benzeri uygulamalara rastlanmaktadır. Türkiye'de ilk şeker fabrikası pancar üreticileri ile yaptı­ğı sözleşmeler kapsamında sözleşmeli şeker pancarı ta­rımı yapılmıştır. Bu uygulamayı 1965 yılından bu yana Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde (TİGEM) uygu­lanan sözleşmeli tohum yetiştiriciliği, 1970'li yıllarda sa­nayi tipi domates, 1996 yılında ise Türkiye Kalkınma Vakfı (TKV) tarafından GAP bölgesinde sözleşmeli mısır üretimi takip etmiştir. Günümüzde sözleşmeli üretim, kesme çiçek yetiştiriciliğinde, sanayi tipi patates üretimi, biralık arpa ve makarnalık buğday, meyve, sebze, et ta­vukçuluğu, hindi üretimi ve Amerikan tipi tütünlerle beraber Ülkemizde üretilen bütün tütün çeşitleri de bu kapsama girerek bir­çok alanda yapılmaktadır. Diğer yandan yetiştiriciliği sözleşmeli olarak yapılan ta­rımsal ürün sayısı da artmaktadır. Sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaşmasında öncü­lüğü uluslararası büyük şirketler üstlenmiş durumdadır.
Amerikan tipi Virginia ve Burley tütünlerinin üretimi alanında üç adet şirket etkinlik göstermekte ve bu şir­klerin tümü sözleşmeli üretim modelini uygulamaktadır. Marmara Bölgesinde sözleşme yapmadan Amerikan tipi tütün üretimi olanağı bulunmadığı gibi, bu üretim etkinliği sonucu sağlanan gelir, aynı arazide üretilebilen ek alternatif bitkisel ürünlerden sağlanabilecek gelirin 2–5 kat üzerindedir. Tütün üretim etkinliği sırasında ekiciler tarafından karar verilmesi gereken birçok konu­da, bu yetki sözleşme ile şirkete devredilmiştir. Ekici üretimle ilgili tüm işlemleri şirket elemanı tarafından verilen talimatlara uygun olarak yapmayı taahhüt etmektedir.
 Kamuoyunda kısaca 'Tütün Yasası' olarak bili­nen 4733 sayılı Kanunun, 9 Ocak 2002 tarihinde yü­rürlüğe girmesinden sonra tütünde destekleme alımları kaldırılmış, bu yıl ilk kez ülkemizde sözleşmeli tütün üretimine geçilmiştir. Ancak, sözleşmeli üretim, dünya­nın her yanında tütün üretimini arttırmak için yapılırken ülkemizde tütün üretimini kısıtlamak amacı için yapıl­maktadır. Bu nedenle de bazı üreticilerden ve çeşitli ke­simlerden tepki ile karşılanmaktadır.
Sözleşmeli tarım modelinin avantajları:
Firmanın üreticilere sağladığı alım ve fiyat garanti­si ile üreticilerin pazarlama problemini ortadan kaldırması,
Üreticinin satışa kadar her üretim aşamasında söz­leşme yaptığı firmadan teknik destek ve eğitim alması­nın sağlanması,
Nitelikli girdilerin, doğru zamanda ve doğru tekno­loji ile kullanılarak maliyetlerin düşürülmesi sonucu ve­rim ve ürün kalitesini arttırması ve ürün standartlarında iyileştirme sağlanması,
• Firma üzerindeki finans yükünü hafifletmesi,
Tarıma dayalı sanayi kuruluşlarının düzenli ve kali­teli hammadde temin etmesini sağlaması ve teknoloji transferi ile çiftçi ve sanayici arasında mal, nakit ve tek­nik bilgi akışının temini,
Banka, üretimi yaptıran firma, girdi satıcısı ve üre­tici arasında sinerji oluşturması,
Küçük çiftçiler için dengeli ve sürekli gelir kaynağı temin etmesi,
Küçük çiftçilere alternatif istihdam imkânı sağla­ması
Atıl işgücü, arazi, bina ve çeşitli donanımların de­ğerlendirilmesi,
Üreticilerle etkili bir iletişim kurma ve yakın diya­log içinde olunması,
Üretim ve tarıma dayalı sanayi arasında oluşturdu­ğu bütünleşme ile üretim kaybını en aza indirmesi, gibi nedenlerle tercih edilmektedir.
Sözleşmeli tarım modelinin dezavantajları:
Ulu­sal ve uluslararası firmaların, üreticileri kendilerine bağ­lamak için kredi, fiyat ve pazar garantisi sağlaması çift­çiler açısından tek yanlı bağımlılığa neden olabilmekte­dir. Dolayısıyla bu tek yanlı bağımlılık tarımdan sağlanan pozitif değerlerin büyük ölçüde sanayiciye geçmesine neden olmaktadır. Türkiye'de ve dünyada bu dezavan­tajların azaltılması için öncelikle sözleşmeli üretimde iliş­kilerin ikili ve karşılıklı bağımlılığa dönüştürülmesi ge­rekmektedir.
Sözleşmeli üretim modeline ilişkin olarak ortaya çı­kan sorunlara bakıldığında şu durumlarla karşılaşmak mümkündür. Ülkemizde tarım işletmelerinin yapısı dik­kate alındığında, sözleşmelerin tek taraflı olmasından dolayı çiftçinin itiraz hakkı bulunmamaktadır. Çiftçiler sözleşmeyi okumadan imzalayabilmektedir. Ürün birim fiyatlarının enflasyon artışının altında kalması durumun­da tarımsal üretici geliri düşmektedir. Çiftçilerin örgüt­süz olmaları nedeniyle, sanayici karşısında zayıf kalma­ları gibi aksayan yönleri de mevcuttur. Sanayici ile üre­ticiler arasında yapılan sözleşmeler, üreticiler açısından oldukça ağır yükümlülükler içerebilmektedir.
Sözleşmeli tarım, sözleşmede öngörülen standart ve kalitede üretimin gerçekleşememesi, belirlenen fiyatın düşük olması ya da ürün bedellerinin zamanında öden­meyerek üreticilerin finansman yönünden güçsüz kal­maları gibi sorunları da bünyesinde taşımaktadır. Belir­tilen nedenler sözleşmelerin gelecek yıllarda yenilenme­sini zorlaştırmakta, sanayinin nitelikli hammadde temi­nini çıkmaza sokmaktadır. Diğer yandan çok sayıda ör­gütsüz küçük çiftçinin ekonomik bakımdan güçlü olan alıcılarla karşı karşıya kalmaları, uyumlu bir işbirliğini önleyerek, sözleşmelerin tek taraflı yapılmasını artır­maktadır. Sistem, bu yönüyle gıda firmalarının yönlen­dirmelerine bağlı kalabilmektedir. Sistemin bu olumsuz­lukları, gelişmiş ülkelerde çiftçilerin pazarlama koopera­tifleri altında birleşmeleri ve gıda firmalarının tarım iş­letmeleri ile ürünün yetiştirilme periyodunda sürekli di­yalog ve görüşmeleri ile çözümlenmektedir. Sözleşme­lerde tarım işletmelerinin örgütsüz olarak bireysel bir şekilde gıda firmaları ile sözleşme yapmaları, özellikle ürün fiyatının belirlenmesi, ürün bedellerinin ödenmesi gibi konularda dezavantajlı olmalarına neden olmaktadır.
Sözleşmeli üretime karşı olan kesimler genel olarak şu dezavantajları ileri sürmektedirler. Sözleşmeli üre­timle;
Yabancı büyük tarım ve gıda şirketleri yabancı bir ülkede işletme sahibi olmadıkları için sömürü suçlamala­rından kurtuluyorlar.
Yabancı büyük tarım şirketleri yerli iş gücünü ça­lıştıran patron görünümünde olmadıklarından, sendika­larla karşı karşıya gelmiyorlar.
Yabancı büyük tarım şirketleri, küçük ölçekli üre­tim modeli ve tarımsal toprak mülkiyetindeki parçalan­mışlığı atladıklarından, bu sorunlar o ülkenin ve üretici­sinin sorunu olarak kalmaktadır.
Sanayici çiftçi ile belirli nitelikteki ürün için sözleş­me yapmakta ve ekim öncesi belirlenen fiyat üzerinden hasat zamanı ürünü satın almaktadır.
Kuraklık nedeniyle oluşacak düşük verim ya da ve­rimsizliğin riski tamamen çiftçiye ait olmaktadır.
Sözleşme ile bağlanan köylü, malı ve işgücünü bir­likte kiraya çıkaran yapısı ile bir tür "taşeronlaşmış işçi" kılığına bürünmektedir.
Sözleşmeli tütün tarım modeline ilişkin öneriler:**
1- Sözleşmeli tütün üretiminden vazgeçilerek borsa sistemine geçilmesi: 4733 sayılı tütün kanunu ile getirilen sözleşmeli tütün üretimi sisteminde sağlıklı bir örgütü olmayan üretici iyi ve sağlıklı bir örgütü olan özel sektör firmalarının insafına bırakılmıştır. Bu sistemde, tütün rekoltesinin yıl itibarıyla yüksek veya düşük olması ve dış alıcıların talep ettiği miktarın az veya çok olması gibi faktörlere göre fiyat oluşmaktadır. Örneğin; 2005 yılında özel şirketler 2,00 TL/ Kg.’ a tütün satın almışlardır. 2007 Yılında ise alıcı firmalar sözleşme yapmak istediği miktarların % 70’ ini karşılayacak Üretim Sözleşmesi yapabilmiştir. Yılın çok sıcak ve kurak geçmesi nedeniyle, rekoltenin % 30–35 daha az gerçekleşmiş olması sebebiyle Özel Sektör siparişlerini karşılamak telaşına düşmüş ve alımlar başlamadan Ekim ayının sonlarında piyasadan karaborsa olarak 7–8 TL/kg fiyatla ve peşin bedelle yaprak tütün alımına başlamıştır. Bu durumda 8. yılını geride bırakan sözleşmeli sistemden ne alıcı tarafı ne de satıcı tarafı memnun görülmektedir.
           Bu nedenle 4733 sayılı tütün kanununda fazla üretilen tütünler için borsa sisteminin çalıştırılması öngörülmüş ancak bu güne kadar fiili olarak uygulanamamıştır. Sözleşmeli sistemden bir an önce vazgeçilerek A.B.D’ de yıllardan beri uygulanan borsa sistemine geçilmesi ve uygulanması halinde Türk tütüncülüğünün önü açılacaktır.
Buna göre; tütün alıcılarının bir yıl önce Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumuna başvurarak alacakları tütün miktarlarını taahhüt etmesi ve üreticilere kota miktarlarının Kurum tarafından dağıtılması sağlanmalıdır. Yeni ihdas edilecek Tütün Ofisleri tarafından üretici birlikleriyle birlikte maliyet, kar ve dünya tütün piyasası gibi faktörlere göre taban alım fiyatı oluşturularak tütün borsa merkezlerinde tütün alım-satımı yapılması gerçekleştirilmelidir. Hem alıcının hem de üreticilerin korunduğu bir sistem ideal bir sistemdir.
 2- Kaliteli, ihraç kabiliyeti yüksek üretim için standardizasyon ve ıslah çalışmalarının yapılması: Tütün üretiminde büyük bir oranda, her türlü kontrolden uzak, saf çeşidi bulunmayan, babadan oğula geçen nitelik özellikleri birbirine karışmış olan tohumluklar kullanılmaktadır. Bu durum verim ve kalite bakımından standart bir ürün elde edilmesine imkân vermemektedir. Bitkide olması gereken şeker, indirgen azot ve nikotin miktarlarında bariz sapmalar görülmekte, sonuç olarak tütünlerin ihraç yeteneği zayıflamaktadır.
3- Sürdürülebilir tütün tarımının devam ettirilmesi: Risk altında olan Marmara ve Karadeniz tütünlerine uygulanan yüksek nevi fiyatları üretimin artmasını sağlayamamıştır. Tütüncülüğü bırakan veya göç eden üretici, tekrar tütün üretimine dönmemektedir.
Sürdürülebilir tütün üretimi açısından, üretici sayısının artırılmasının zorlukları göz önünde bulundurularak, mevcut üretici sayısının korunması yoluna gidilmelidir. Emek yoğun bir üretim yapıldığından, üretim maliyetleri yükselmektedir. 13–14 ayı bulan tütüncülük devresi kısaltılarak üretim yapılan aynı yıl içerisinde mahsulün satışının yapılması sağlanmalıdır.
4- Üretimin Teşvik edilmesi için prim verilmesi:Ülkemizde tütün üretimi giderek düşen bir trend içerisinde olduğu aşikardır Tütün üreticisinin 2000’ li yıllardan itibaren emeğinin karşılığını alamaması tütün üretiminin bırakılmasına sebep olmuştur. Bölgede tütünde uygulanan fiyat politikası, tütün üreticisini tatmin etmemiş, geçimini sağlayamaz duruma getirmiştir. Sonuçta Marmara ve Karadeniz bölgelerinde tütün üretimi bitti denilebilecek noktaya gelmiştir. Asil ve sigara harmanlarını ıslah edici özelliklere sahip tütünlerimiz tarihe gömülmüştür. 2007 yılında istediği miktarların % 30 altında tütün üretim sözleşmesi yapmaları özel sektör alıcı firmalarını kara kara düşündürmektedir.
Tütün üreticisinin yeniden üretime yönlenmesi için üretiminden para kazanması ve geleceğe güvenle bakması gerekmektedir.
Avrupa Birliğindeki tütün üreten ülkelerde kalite ve türlerine göre değişmekle beraber tütünün kilogramına 2.1 Euro ile 4.1 Euro arasında prim verilmektedir. Ülkemizde de çitçiye arazi üzerinden verilen ve yanlış olduğu gerçek üreticiler tarafından bile dile getirilen doğrudan gelir desteği yerine, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulandığı gibi üretim miktarına göre prim verilmesinin daha doğru olacağı bir gerçektir.
5- Üretici birliklerinin kurulması ve yaygınlaştırılması: Üretici birliklerinin kurularak hayatiyet kazandırılması ile fazla olan üretici tütünlerinin depolarda tutulması ile ürün arzını kontrol edebilmesi sağlanmalıdır.
6- Tütünün özel ürün statüsüne kavuşturulması: Dünya Ticaret Örgütünün kuruluş anlaşmasına ek anlaşmalardan biri olan tarım anlaşması çerçevesinde yapılan ileri tarım müzakereleri sonucunda, gelişme yolundaki ülkeler için uygun sayıda tarımsal ürünün; ürün güvenliği, geçim güvencesi ve kırsal kalkınma kriterleri temelinde ‘Özel Ürün’ olarak belirlenebileceği öngörülmüştür. Bu itibarla Tütünün İhracatta avantajlar sağlayan, hem ithalat baskısına hem de fiyat düşüşlerine karşı koruma imkânı sağlayan özel ürün statüsüne kavuşturulması sağlanmalıdır.
Türkiye’de üretilen sigara ve diğer tütün mamullerinin ihracatının desteklenmesi gibi bir amacı da olan tütün fonundan 2007 yılında 230 milyon dolar gelir elde edilmiştir. Bu fondan amacına uygun olarak Avrupa Birliğinde olduğu gibi üreticiye prim verilmesi, yukarıda anlatılan ürün standardı ve ıslah çalışmalarının yapılabilmesi için kaynak olarak kullanılması yerinde olacaktır. Ancak 2010 yılından itibaren Bakanlar Kurulu Kararı ile Tütün Fonu kaldırılmış olup, yaprak tütün üreticiliği ve piyasasını koruma ve ayakta tutma daha da zorlaşacaktır. Çok uzak olmayan bir gelecekte Türk tütünü ve tütüncülüğünden sadece bir anı olarak sözedilebilecektir. Yine 2007 yılı içerisine kadar uygulanan ve Ülkemizde üretilen tütünlerin katıldığı sigaralardan daha az vergi alınması uygulamasına acilen geri dönülmesi ile yerli tütün üreticilerinin yaşaması sağlanmalıdır.
 Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun yaygın taşra teşkilatı bulunmadığından, bahse konu sistemin sağlıklı olarak uygulanabilmesi için, taşra teşkilatı kurulmalıdır. Ülkemizin menfaatleri ve Türk tütüncülüğünün geleceği için “Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının “ etkin bir şekilde denetimi ve düzenlemesi şarttır.
 Sonuç olarak tarım üretimin temel kaynağınıdır
Bütün gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi ülke­mizde de tarım ve tarıma dayalı sanayi ekonomik kalkın­manın anahtarıdır.
Sözleşmeli üretim modeli sanayi sektöründeki fason üretimin karşılığı olarak değerlendirilebilir. Bu model üreticiye sağladığı girdi ve pazarlama imkânları, tekno­loji transferi, atıl kapasite ve işgücünün değerlendirilme­si, sanayiye ihtiyacı olan hammaddeyi yeterli miktar vekalitede temin etmesi, risk ve belirsizliklerin azaltılması gibi konularda faydalı bir modeldir. Fakat bu konuda ya­pılan bazı araştırmalarda modelin çiftçi aleyhine tek ta­raflı bazı unsurlar içerebileceği ortaya çıkmıştır. Dolayı­sıyla bu modelin birebir çiftçi ve firma arasında uygulan­ması yerine birlik, kooperatif ve benzeri çiftçi örgütleri ile ortak hareket edilmesi modelin etkinliğini artırabile­cektir.
Sözleşmeli üretim modeli ile ilgili hukuki altyapı da tam olarak oluşturulmuş değildir. Bu nedenle bu altya­pının öncelikle tamamlanması gerekmektedir. Uluslararası büyük şirketler karşısında zayıf kalan çiftçiyi koru­yucu tedbirler alınmalıdır. Çiftçilerin örgütsel yapıları geliştirilerek sözleşmeli üretim için yapılacak olan söz­leşmelere eşit ortamlarda imza atmalarına imkân verilmelidir. Bu çiftçi örgütlerinin, çiftçilere yapılacak sözleş­meler, taban fiyatlar, sigorta ve finansman konularında yardımcı olabilecek seviyelerde örgütlenebilmesinin yolu açılmalıdır.
*Tütev Teknik Dergisi, Yıl:8,Sayı:16, 2009,G.Ekici
**Ege Bölgesi ve Denizli İlinde Tütüncülük, Denizli 2009, Metin Güleşçi-İsmail Özkan

Tütün Alım Usulleri

 

Dünden Bugüne:
Tekel alımları: Ekici tütün piyasalarında Tekel, iki türlü alım yapmaktaydı. Bunlardan birincisi ve başlıcası, iç tüketim ve ihracat için ürettiği sigaraların hammaddesi olan yaprak tütün alımı olup Tekel'in yapmış olduğu ikinci tür alım ise destekleme alımlarıdır. 1961 yılına kadar ara ara destekleme kapsamına alınan tütün, bu yıldan itibaren sürekli olarak bütün Hükümetler tarafından, ekici tütün piyasalarında destekleme alımları yapılmasına karar verilmiştir. Bu iş için Tekel görevlendirilmiştir. 2002 yılına kadar tütün destekleme alımları devam ettirilmiştir.
Tüccar alımları: Tekel'in iki amaçla yaptığı tütün alımlarının yanı sıra, tütün ticareti ile uğraşan gerçek ve tüzel kişiler de önceleri sadece ihracat şartı ile tütün piyasalarından tütün satın alırlardı. Alınan bu tütünlerin işlemeleri yapılarak ihraç edilebilmekteydiler. Ülke sigara üretim tekeli kalktığından bu güne ihracat yanında sigara üretim şirketlerinin tedarikçiliğini de yapmaktadırlar.
Tütün ekicilerinin büyük bir emek sarf ederek ürettikleri tütünler, hasat edilip kurutulduktan sonra denk haline getirilmektedir. Ekici tütün piyasalarının açılışından önce Ege bölgesinde kasım aralık aylarında, Karadeniz ve Marmara bölgelerinde ocak şubat aylarında, ekicilerin balyaladığı tütünler tekel - tüccar eksperleri tarafından köy köy, ekici ekici gezilip muayene edilerek her balyanın Amerikan grad, B grad, kapa ve duble kapa oranları tespit edilmektedir. Piyasa açılışında da daha önceden nevi oranları tekel - tüccar tarafından ayrı ayrı tespit edilmiş olan ekici tütünleri hükümetçe ilan edilen fiyatlar çerçevesinde tekel tarafından; kendi ihtiyaçlarına göre belirlediği fiyatlarla da tüccar tarafından satın alınmaktaydı.
1961 ile 2002 yılları arasında tütün üretiminin iç tüketim ve ihracat imkânlarıyla uyumunu sağlayacak bir disiplin altına alınamamış olmasından kaynaklanan büyük tütün stokları, bunlara bağlanan ve geri dönüşümünde zorluklarla karşılaşılan kaynakların büyüklüğü, bir taraftan Tekel'i ekici tütün piyasalarında daha tatminkar bir destekleme fiyatı uygulamaktan alıkoyarken, diğer taraftan dış alıcılara ihtiyaçları bulunan TÜRK tütünlerini temin etmede sağladığı rahatlık nedeniyle de ihracat fiyatlarının beklenen ölçüde artmasını engellemekteydi. Oluşan tütün stoklarımız ekici tütün piyasalarında ve dış piyasalarda kendi tütünlerimize rakip olmaktaydı.
Tütün alım usulleri 3 değişik yöntemle yapılmaktadır. Bunlar köy, ambar alımları ve müzayede sistemi olarak uygulanmaktadır. Tütün üreticilerimiz tarla devresi sona eren tütünlerini balya, denk veya karton kutu içinde ambalajlayıp, mahsulünün tamamını alıcıların tütün eksperleri tarafından değerlendirileceği köy meydanı, ambar gibi bir yere getirerek ekspertiz işlemine tabi tutulur. Amerikan grad, B grad, Kapa ve duble kapa oranlarına göre fiyatlandırılır.
Bazı tarımsal ürünlerde olduğu gibi tütünün de açık artırmalı satış merkezlerinde veya tütün borsasında satılması 1177 sayılı eski tütün yasası ile yapılamamıştır. 4733 sayılı yeni tütün yasası ile de yapılamayacağı görülmektedir. Müzayede sisteminde ekici tütünlerini bir merkeze getirip burada yetkili heyetçe taban fiyat tespitinden hareketle açık artırmaya gidilir. Bu sistemde ekici ürününün tamamını veya bir kısmını getirerek satabilir. Satılmayan tütün ya üretici birliğine veya destekleme birimine kalır. Bu sistem Ülkemizde uygulanmamaktadır.  Özellikle A.B.D.'de Auction denilen tütün satış merkezlerinde satışı yapılacak tütün miktarlarının tamamı görülüp değerlendirilerek satışı yapılmaktadır. Sıra ile alıcılar tütünlere bakmakta, en yüksek fiyat veren tütünleri almaktadır. Alıcısı çıkmayan tütünler ya üretici birlikleri tarafından alınmakta ya da belli bir süre sonra tekrar satışa çıkarılmaktadır. Üreticiler tütünlerini tam mahsul olarak veya parça parça da satabilmektedir.
Güncel:
Ülkemizde üretilen tütünlerin pazarlama ve satış takvimi üretim bölgeleri itibariyle yerleşmiş ve uzun yıllardan beri uygulanmaktadır. Özel sektör firmalarının faaliyet gösterdiği Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgelerindeki üretim noktalarında tespit faaliyeti yapılmaktadır.
Yürürlükteki 4733 sayılı tütün kanunu ile sözleşmeli tütün üretimi hayata geçirilmiştir. Bu kanunla hangi firma ne kadar tütün alacaksa bir yıl önceden üretici ile sözleşme imzalaması gerekmektedir. Tütünde sözleşmeli üretim üreticileri tek alıcıya, alıcıları ise sözleşme yaptıkları üreticilere bağımlı kılmıştır. Yeni tütün kanunu ile eski yıllardaki pazar şartları artık oluşmamaktadır. Pazar şartları oluşmadığından, pazarda yer alabilmek için artık üretilen tütünlerin tespit edilmesi gibi bir zorunluluk ortadan kalkmıştır. Ancak sözleşmeli tütün üretimi sonucu, alıcı firmalar bazen kuraklık veya kaliteyi etkileyici sebepler sonucu siparişlerini veya ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekebilmektedirler. Bu gibi durumlarda firmalar tespit yaparak siparişlerini sağlama ve garanti altına alma yollarına gitmektedirler.
Köy tespit sistemi daha ziyade özel sektör firmalarının tütün alımı için yoğun olarak piyasaya girdiği yerlerde yapılması açısından dikkat çekmektedir. Bu sistemde üretici tütünleri alıcı tarafından henüz daha piyasa açılmadan önce ekspertiz işleminden geçirilmektedir. Tütün Eksperlerinin tütün üreten bütün köy ve mahalleri ev ev dolaşarak yaptıkları bu işlem sonrası her üreticiye ait tütünlerin kalite değerleri yani randımanı piyasa açılmadan, tütün üreticinin evinde iken saptanmış olmaktadır. Piyasa açıldığında ise, tespit edilmiş randımanlara karşılık gelen fiyatlar üreticilere verilmektedir.
Tarla dönemini bitirmiş, kurutma işlemi tamamlanmış olan yaprak tütünler, sigara sanayinde uygun ilk madde durumuna gelinceye kadar geçen süre içinde, kalite niteliklerini geliştirmek, olgunlaştırmak (fermantasyon) ile bunları korumak amacıyla yapılan çalışmalar ve alınan önlemler tütüncülük sanatının çok önemli devresini oluşturmaktadır. Ürünün muhafazası, bakımı ve değerlendirildiği bu devreye denkleme, kutulama denilmektedir. Üretici tarafından denklemesi veya kutulaması yapılmış olan tütünlerin tespit işlemleri yapılmaktadır.
 Tesellüm İşlemi: Artık bir yıllık emeğin sonuna gelinmiştir. Tütünlerini alıcıların göstereceği ambarlara getiren üreticiler, tütün balyalarını veya kutularını aynaları üst tarafa gelecek şekilde istifinde sıralarlar. Tespit döneminde görülen tütünün randımanı ve evsafı Tütün Eksperi tarafında kontrol edilir. Tespit döneminde görülen tütünle aynı evsaf ve randımanda olan tütünler tartılır ve istife alınırlar. Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgelerinde üretilen tütünlerin alıcılar tarafından alım tarihleri eskiye göre öne çekilmiş olup Ocak ve Şubat aylarında tütün alım işleri tamamlanmaktadır.


Tespitte görülen randıman tesellümde görülmezse tütünler tekrar ekspertiz işlemine tabi tutulup yeni randımanları bulunur. Teslim edilen tütünlerin bedelleri en geç 10 iş günü içinde üreticilere ödenmektedir. Üretici ile alıcılar arasında tütün fiyatında herhangi bir anlaşmazlık olması durumunda, üretici yazılı olarak alıcı şirkete veya bağlı olduğu ziraat odasına müracaatta bulunur. Üç iş günü içinde TAPDK'ya  (Tütün, Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu) dilekçeler ulaştırılır. TAPDK'nın uygun gördüğü en kısa sürede görevlendireceği Tütün Eksperi tütünleri muayene eder. Fiyatlandırır. Taraflar kabul ederse tütünlerin satışı tamamlanır. Taraflardan birisi yeni fiyatı kabul etmezse, mahkeme yolu açık olmak üzere süreç devam eder. Ancak tütün fiyatlarına itiraz süreci çok sağlıklı olarak devam etmemektedir. Örneğin 2008 yılında tütün üreten bir üretici, alıcının verdiği fiyata itiraz etmesi durumunda 2009 yılı için ilgili şirket üretici ile tütün sözleşmesi yapmamaktadır. Tütün üretebilmek ve mağdur olmamak için düşük fiyatlı ürün sahipleri bu durumu sinelerine çekmektedirler. Tütün üreticilerinin bu mağduriyetlerinin önlenmesi için tütün üretim kotaları TAPDK tarafından üreticilere veya üretici birliklerine verilmelidir. Üretilen tütünlere alıcıların tamamı baktıktan sonra, en yüksek fiyat verene satılması ile üretici hakkını alabilecektir. Önemli olan tütün üreticisine tütünü bıraktırmamaktadır. Tütün üretimini bırakan üreticiler tekrar bu işe başlamamaktadırlar.

Tütün İhracatı

 


Ülkemizde bugün her biri ayrı özelliklere haiz çok sayıda tütün tip ve menşeinin tarımı yapılmaktadır. Coğrafik anlamda dört ayrı tütün üretim bölgesinden söz etmek mümkündür. Bunlar Ege, Marmara, Karadeniz, Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgeleridir. Oriental tip tütün menşelerinin kalite değerleri ile üretildikleri bölgelerin ekolojik koşulları arasında sıkı bir ilişki vardır. Bu nedenle, Oriental  (Şark) tipi tütünlerinin tütün piyasalarında menşe terimi, tip terimine göre her zaman daha önemli bir anlam ifade eder. Bu tütünler genellikle üretildikleri yerlerin isimleriyle tanımlanır. Kendi üretim bölgelerinin ekolojik koşulları dışında üretilen menşeiler, bazı genetik ve biyolojik özelliklerini koruyabilirlerse de, piyasada aranmalarının nedeni olan karakteristik ticari niteliklerini gösteremezler.
Türkiye'de Ege Bölgesi tütün üretim alanı, miktarı ve ihracattaki payı ile ilk sırayı almaktadır. Bu bölgede üretilen tütünler uluslararası piyasada İzmir tütünleri olarak tanınırlar. Genellikle küçük yapraklı, sapsız, karınlıca, açık sarı- açık kırmızı renkli, ince damarlı, kıvırcık görünüşlü, kuvvetli bir dokuya sahiptirler.

 

İHRACATIN BÖLGELERE GÖRE DAĞILIMI

(01.01.2008 - 31.12.2008)

BÖLGE

MİKTAR            (Kg)

%

 DEĞER               ($)

%

EGE

68.558.554

45,09

315.122.921

73,55

KARADENİZ

31.696.617

20,85

84.947.605

19,83

MARMARA

860.488

0,57

2.550.064

0,60

DOĞU / G.DOĞU

47.397.252

31,18

25.010.526

5,84

DİĞER

3.520.477

2,31

811.228

0,18

GENEL TOPLAM

152.033.388

100,00

428.442.344

100,00

Kaynak:TAPDK

 

 

 

 


Ege Bölgesinde üretilen İzmir menşei tütünlerin çeşitli tipleri % 0,5 - 1 arası alkaloit (nikotin) ve %15 - 21 arası indirgen şeker oranlarına sahiptirler. Nikotini düşük, yanmaları yavaş, tatlı içimli, kokulu tütünler olan Ege bölgesi tütünleri, sert karakterli harmanların sertliğini azaltma, yavan içimli harmanları tatlılaştırma ve nötr harmanlara koku verme özellikleri nedeniyle harmanları ıslah eder, sos (katkı maddeleri) emiciliği iyi, blend sigara harmanlarının vazgeçilmez elemanı olup, sigara imalatçıları tarafından aranmaktadır. Günümüzde harmanlarda kullanma oranı azaltılmışsa da hala aranan bir tiptir. Yıllar itibariyle tütün ihracatımızın 2/3'ünden fazlasını Ege tütünleri teşkil etmektedir.

2009 yılında 2008 yılına göre %35 lik azalışla tütün ihracatımız yaklaşık 99.000 ton'a gerilemiştir. Değer olarak 2008 yılına göre yaklaşık%15'lik artışla 491 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizin en önemli tütün alıcısı ABD'ye yapılan ihracatımız, 2008 yılına göre 2009'da %95 artarak yaklaşık 169 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.Bunun yanında AB ülkelerine yönelik olarak 2008 yılında 201 milyon dolarlık ihracata karşılık 2009 yılında 180 milyon dolar gerçekleşmiştir.
Aşağıdaki tabloda ülkeler bazında 2008 yılı içerisinde yapılan tütün ihraç miktarları ile değerleri verilmiştir.

İHRACATIN ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI

(01.01.2008 - 31.12.2008)

 

SIRA
NO

ÜLKE ADI

MİKTAR                         (Kg)

DEĞER                         ($)

1

ABD

21.286.143

85.714.124

2

ALMANYA

10.824.066

30.266.670

3

ARJANTİN

839.670

5.771.486

4

AZERBAYCAN

292.677

98.605

5

BİRLEŞİK ARAP EMİ.

85.359

72.555

6

BELÇİKA

15.306.200

58.048.699

7

BOLİVYA

8.705

34.723

8

BREZİLYA

2.003.998

10.117.906

9

BULGARİSTAN

1.681.461

1.182.658

10

ÇEK CUMHURİYETİ

2.521.010

5.569.235

11

DANİMARKA

401.818

3.597.923

12

DOMİNİK CUM.

30.135

202.306

13

EKVATOR

20.160

142.240

14

ENDONEZYA

8.360.717

27.618.930

15

FAS

280.832

469.538

16

FİLİPİNLER

4.544.019

6.516.418

17

FRANSA

5.062.862

11.920.525

18

GÜNEY AFRİKA CUM.

342.900

990.044

19

GÜNEY KORE

825.990

6.254.627

20

GUATEMALA

20.055

139.784

21

GÜRCİSTAN

388.595

215.516

22

HAİTİ

38.010

23.946

23

HIRVATİSTAN

311.850

558.212

24

HİNDİSTAN

131.670

1.463.824

25

HOLLANDA

6.231.420

42.632.768

26

HONG KONG

39.600

7.920

27

İNGİLTERE

534.600

102.366

28

İSPANYA

1.592.168

3.871.182

29

İSVİÇRE

1.493.040

11.006.020

30

İTALYA

613.834

2.198.945

31

JAPONYA

779

6.248

32

KANADA

253.069

288.844

33

KAZAKİSTAN

538.440

1.796.973

34

KIRGIZİSTAN

101.100

35.647

35

KORE

230.400

1.864.841

36

KOSTA RİKA

30.240

208.280

37

LİTVANYA

810.330

4.862.437

38

LÜKSEMBURG

30.240

263.138

39

MACARİSTAN

165.419

579.660

40

MALEZYA

1.932.373

5.690.714

41

MEKSİKA

1.254.960

6.636.278

42

MERSİN SER. BÖL.

177.360

445.625

43

MISIR

4.224.960

2.864.059

44

MOLDOVA

115.830

35.486

45

ÖZBEKİSTAN

38.220

295.558

46

PARAGUAY

192.297

159.607

47

POLONYA

6.698.640

13.045.605

48

PORTEKİZ

1.349.850

9.445.159

49

ROMANYA

1.838.890

6.974.513

50

RUSYA

16.432.746

19.880.338

51

SENEGAL

10.080

25.502

52

SIRBİSTAN

298.670

1.288.851

53

SİNGAPUR

131.040

794.506

54

ŞİLİ

84.000

608.160

55

UKRAYNA

4.983.216

8.387.824

56

URUGUAY

142.412

309.034

57

ÜRDÜN

100

274

58

VİETNAM

28.843

61.741

59

YUNANİSTAN

23.825.320

24.777.747

GENEL TOPLAM

152.033.388

428.442.344

Kaynak:TAPDK

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:

 
  Bugün 8 ziyaretçi (20 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=